29.10.2021, 16:28

Nabi Avcı isyan etti!

Bildiğiniz üzere, geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Eskişehir’e gelmiş, şimdiye kadar ki Eskişehir’e gelişleri kıyaslandığında en yoğun programını gerçekleştirmişti.

Program saatlerinin sarkması dışında başarılı bir organizasyona imza atıldığını net ifadelerle söyleyebilirim.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eskişehir’deki temasları boyunca şehrimizle ilgili elbette konuştu ancak ‘kayda değer’ bir çıkışının olduğunu söyleyemeyiz.

*

AK Parti Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı bunu görmüş olacak ki, Erdoğan’ın Eskişehir’den ayrılışından kısa süre sonra bir basın toplantısı yapmaya karar vermiş.

Zira açıklamasının başında, Erdoğan’ın, kısa süreli konuşmaları boyunca Eskişehir’e yapılan yatırımların hepsinden bahsedebilmesinin mümkün olmadığını, o nedenle kamuoyunu aydınlatmak niyetiyle basın toplantısı düzenlediğini aktardı.

*

En başta şunu söylemek istiyorum: Toplantı boyunca edindiğim izlenim, Avcı’nın isyan etme noktasına gelmiş olduğuydu.

Niçin?

Anlatayım…

Avcı, toplantı boyunca eğitimden sağlığa, spordan sanata, üst yapıdan sosyal hizmetlere kadar yapılan yatırımları detaylarıyla anlattı.

Azımsanacak yatırımlar değil, bu noktada teşekkür etmek boynumuzun borcu.

İşte, Avcı, yapılan milyonluk yatırımları anlatma konusunda yetersiz olduklarını ifade etti ve bunu Eskişehir teşkilatındaki en büyük kusur olarak gösterdi.

Hemen ardından şu ifadelere yer verdi: Eskişehir’de yapılan güzel işler tebrik edilmiyor. Eskişehir’in siyasi kültüründe böyle bir zaaf var. Biz Emine hocamla (Emine Nur Günay) bu zaafa düşmemeye çalışıyoruz.

Evet, Avcı’ya katılıyorum. Eskişehir’de bir çekememezlik, iyi işleri görmezlik söz konusu. Ve bu hal, sadece farklı siyasi partiler arasında değil, aynı siyasi partilerin içerisinde dahi sıklıkla cereyan ediyor.

*

Devam ediyorum…

Yazımın başında, Nabi Avcı’nın isyan etme noktasına geldiğini aktarmıştım.

Buradan hareketle size bir örnek daha!

Nabi Avcı, toplantının bir bölümünde, Eskişehir’e üçüncü üniversite sözü verildiğini ve bu sözü de Eskişehir Teknik Üniversitesi’ni (ESTÜ) kurarak yerine getirdiklerini kaydetti.

Ardından ise şunu ekledi: “Bir sürü engellemeyi, çelmelemeyi önleyerek ESTÜ’yü Eskişehir’e kazandırdık.”

Avcı’nın bu ifadesi önemli. Eskişehir’de yıllardan beri süre gelen bir ‘engelleniyoruz’ söylemi var. Biz bu söylemi, yıllardır, yalnız ve yalnız CHP’lilerden duyuyoruz. Ve CHP’liler bu noktada işlerin yürümesini engelleyenin AK Parti olduğunu öne sürüyorlar. Söz konusu taktiğin başarılı geri dönüşlerini aldıkları kanaatindeyim.

Bu sefer Nabi Avcı engellendiklerini, ancak engellere rağmen ESTÜ’yü kurduklarını söyledi. Ancak kimin, kimlerin ya da hangi kurum veyahut kurumların engellemeye çalıştığını söylemedi. Fakat bence, söylemeliydi.

Şimdi gelelim, Avcı’nın, en büyük zaaf olarak vurguladığı ‘yapıyoruz ancak anlatamıyoruz’ tespitine.

Bu tespit doğru. Fakat ben bu tespite şunu da eklemek istiyorum. AK Parti teşkilatı, Eskişehir’de, algı yönetimi konusunda da ciddi bir zaaf yaşıyor. Örnek mi? Az önce ifade ettim: ESTÜ’nün kurulmasını engellemeye çalışan ya da çalışanlar kimler? Ve niçin sıcağı sıcağına bu tespit yapılmadı?

Bu algı yönetimi hususunda pek çok şey yazılabilir, ancak şu an için bu kadarının yeterli olduğunu düşünüyorum.

Ya da, haydi küçük bir örnek daha vereyim.

Nabi Avcı, Eskişehir Şehir Hastanesi olmasaydı ve Yunus Emre Devlet Hastanesi kapasitesi arttırılarak yenilenmeseydi, -Millet Bahçesi’ni işaret ederek- “Allah korusun buralara sahra çadırları kurulurdu” dedi.

Tamam da, pandeminin başlarında, Eskişehir Şehir Hastanesine yönelik ağır eleştiriler devam ederken, niçin bu çıkış yapılmadı? Neden vatandaşlara bu hastanelerin ciddiyeti anlatılmadı.

Aksine, eleştiriler karşısında suskun kalmak tercih edildi.

Ve bugün, iş işten geçtiği için, Avcı’nın bu söylediği kamuoyunda ilgi görmedi.

Ve daha bir sürü şey…

Dedim ya, bu algı yönetimi konusunda neler yazılır neler…

Ve en vahimi de şu ki: AK Parti Türkiye genelinde algı yönetimi konusunda en iyi parti, muazzam bir başarısı var.

Fakat aynı AK Parti, Eskişehir’de Güvercin Severler Derneği kadar bile olamadı.

*

Nabi Avcı’nın, hak verdiğim isyanının yanında, bazı zamanlarda sinirlendiğini de -sinirini bile naif yansıtıyor- söyleyebilirim.

Toplantının bir bölümünde ‘fitne’ sözcüğünü kullandı.

Niçin?

Güya, Nabi Avcı, Eskişehir’de AK Parti’nin yaptığı tüm işleri, kendi yapıyormuş gibi anlatıyormuş!

İşte Avcı, bu algıdan ciddi rahatsızlık duyduğunu ifade etti ve ortada bir fitne olduğunu vurguladı.

Devamında ise “Nabi Avcı yaptı diye bir şey yok. Yatırımlar belli bir plan doğrultusunda bakanlıkların bütçeleriyle yapılır. Haliyle yatırımcı bakanlıklar da hizmetlerini anlatırlarken ‘yaptık, ettik’ diye aktarırlar. Yani bu genel bir anlatım şeklidir” dedi.

Peki, Avcı’nın rahatsız olmasına sebep olan bu fitne nereden yayılıyor?

Cevap net: AK Parti’nin kendi içerisinden!

*

Nabi Avcı’nın gergin bir biçimde anlattığı konulardan biri daha…

Özetle diyor ki Avcı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelişini gölgelemek isteyenler oldu!

Bu konuda verdiği örnek ise şu: Cumhurbaşkanı geliyor diye olimpik havuzdaki kurs iptal edilmiş. Bunun üzerine sosyal medya üzerinden çeşitli tepkiler gelmiş.

İşte, Nabi Avcı’nın cevabı: “Evet, Cumhurbaşkanı geldi diye kurs iptal edilir kardeşim. Çünkü o Cumhurbaşkanı olmasa o olimpik havuz yapılır mıydı? Ama sosyal medyadaki geri zihniyetler yapıyor bunları, biliyoruz kimlerin yaptıklarını. Ama işte bunlar, bazen hizmet edenin şevkini kırıyor.”

Evet, sosyal medyada yapılan ağır ithamlar konusunda Nabi Hoca’ya şiddetle katıldığımı söylemek isterim. Bu ithamların siyasi saiklerle yapıldığı konusunda da hemfikirim. Fakat bana göre de Cumhurbaşkanı geliyor diye kurs ertelenmemeli. Aksine, Eskişehir’e kazandırılan eserden yararlananlar Cumhurbaşkanına gösterilmeli; Onlarda Cumhurbaşkanlarını görebilmeli. Bunu da söylemek zorundayım.

*

Yine bir algı yönetimi konusu…

Nabi Avcı’nın basın toplantısında AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay ile İl Başkanı Zihni Çalışkan vardı.

Bir meslektaşım şunu sordu: Harun Karacan niye yok?

Nabi Avcı dedi ki: Harun Bey niye yok? Onu Harun Bey’e sorun niye gelmemiş. Bilmiyorum ben.

Bu cevap bile, AK Parti’nin Eskişehir’de karpuz gibi ikiye ayrıldığının net göstergesi.

Mesela ben Karacan’ın niye gelmediğini biliyorum.

Çünkü Avcı ile Günay ekip, Karacan ise başka bir ekip.

Dahası, Karacan’ın, basın toplantısına çağırıldığından dahi şüpheliyim.

Zira çağırılsa da gelmezdi ya…

Gelmedi de…

*

Her neyse…

*

Peki, bu bölünmüşlük hali sadece AK Parti’de mi var?

Elbette hayır!

İYİ Parti Eskişehir teşkilatı da belirgin bir biçimde bölünmüş durumda.

CHP’de de işler hiç iç açıcı değil, ve dahi ‘içler acısı’ dense yeridir.

Zira Avcı, “Karacan niye gelmedi” sorusuna, ilk cevabından sonra bir salvoyla cevap verdi.

Dedi ki: Ahmet Ataç’ın anıt açılışına Kazım Kurt gitti mi?

Gitmedi elbette.

Nedeni basit.

Harun Karacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilgili böylesine önemli bir basın toplantısına niçin gelmediyse, Kazım Kurt da o nedenle Ahmet Ataç’ın anıt açılışına gitmedi.

Fakat işte, bunu Nabi Avcı aktarmak zorunda kalmamalı.

Zira soru, dikkat edin bir gazeteciden geliyor, bir siyasetçinin eleştirisi değil.

Herhangi CHP’linin AK Parti’ye ya da Avcı’nın şahsına karşı bir eleştirisi yokken, Avcı’nın -teşbihte hata olmaz- CHP’lilere sataşması, doğru bir hamle gibi gelmedi bana.

Nabi Avcı’nın söylediğini ‘başkaları’ söylemeli.

Bu noktada AK Parti ‘bir şey’ yapmalı.

Ciddi bir algı yönetimi planlamasıyla başlayabilir mesela…

*

Yazdıkça aklıma geliyor…

Çok uzattım biliyorum…

Az kaldı, birazdan bitireceğim.

*

Şimdi toplantıda çevreyolu tartışması konuşuluyor…

Bu konuda, CHP’lilerin, “şehir içi trafiğin çözümü çevreyolunun yapılmasıdır” şeklinde görüşü hatırlatılıyor.

Bu hatırlatmayla beraber Nabi Avcı anlatıyor, anlatıyor ve anlatıyor…

Sonunda ne dese beğenirsiniz?

“Şehir içi trafiğin çözümü çevreyolunun yapılmasıdır” çıkışı, bir algı yönetimidir.

Evet!

Ben de onu söylüyorum.

CHP’liler bu işi Eskişehir’de beceriyorlar.

Ya AK Parti?

*

Devam ediyorum…

*

Nabi Avcı, kendisi için yapılan “şehre gelmiyor, onu göremiyoruz” eleştirisi üzerine adeta içini döktü ve şu ifadeleri kullandı: “Bir siyasetçinin şehirle ilişkisi sadece fotoğraf çektirmekten ibaret değil. Yapılan eserlere bakılmalıdır. Bakın Millet Bahçesine? Nabi Avcı işte orada. Nabi Avcı Kütüphanede.”

Ve hemen ardından Emine Nur Günay giriyor araya ve diyor ki: “Bakanımız Nabi Avcı’nın, Cumhurbaşkanımızla yakın iletişimi nedeniyle, bir telefonu bile inanılmaz değerli bu şehir için. Burada beş sokak gezmesi yerine 1 telefon etmesi, Eskişehir’e o kadar çok şey kazandırıyor ki. Biz bunu defalarca yaşadık. Zaten Eskişehir’e yapılan yatırımlar da bunun göstergesi.”

*

Evet, Nabi Avcı’nın yapmış olduğu basın toplantısına ilişkin izlenimlerimi siz değerli okurlarımıza aktardım.

Gördüğüm şu ki: Avcı, AK Parti’nin Eskişehir’e kazandırdıklarının artık meyvesinin toplanması gerektiğini düşünüyor. Hiç olmazsa yapılan hizmetler karşısında teşekkürü hak ettiklerini ifade ediyor. Hak etmedikleri eleştirilere maruz kaldıklarını, muhalif çevrenin algı yönetimleriyle yapılan eserlerin üstünün örtüldüğünü söylüyor. Bazı noktalarda hizmet yapmalarının engellendiğini de savunuyor.

Bu toplantıda…

Nabi Avcı içini döktü…

Bazen isyan etti.

Bazen sinirlendi.

Bazen gerildi.

Bazen duygulandı.

Ama naifliği yine ön plandaydı.

saglisolluhaber.com

Yorumlar (0)
13
parçalı bulutlu
Gelişmelerden Haberdar Olun
@