25.07.2022, 14:29

Nebi Hatipoğlu ve ilkel zihniyet!

banner211

Eskişehir’in başarılı sanayicilerinden olan ve yakın zamanda Milli İrade gazetesini alarak medya sektörüne de giren Nebi Hatipoğlu’nun, usta gazeteci Bülent Özyazıcı ile yaptığı ve geçtiğimiz ay yayınlanan bir söyleşisi vardı.

*

Hatipoğlu, o söyleşide; sanayi, Eskişehirspor, medya ve siyasete ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulunmuştu, ancak bu açıklamalar, medyada, hak ettiği ilgiyi görmedi.

Bakın şuna dikkatinizi çekmek istiyorum: Söyleşi ilgi gördü, ikili görüşmelerde tartışıldı, masalarda konusu açıldı ve hala zaman zaman konuşulmaya devam ediliyor. Ancak medyada üzerine pek yorum yapılmadı, birkaç yerde haberleştirilen Eskişehirspor ile ilgili ifadeleri dışında…

*

Peki, Hatipoğlu’nun söz konusu açıklamaları, medyada, niçin patlıcan oturtma tarifinin veyahut güvercinlerin havuzda serinlemesinin gerisinde kaldı?

Nedeni basit.

O açıklamalarda şehrin ve aslında ülkenin kanayan yaralarına parmak basıldı da ondan; ancak milletin gözü açılmasın, kamuoyunda tartışma zemini hazırlanmasın diye gözler kapandı, kulaklar tıkandı.

Bazıları isteyerek yaptı bunu, bazıları da ‘başıma iş almayayım’ diye…

*

Peki ne demişti Hatipoğlu?

Medya sektörüyle eskiden beri ilgileniyordum. Tarafsız medya patronunun olduğu, patronun çalışanına, yazarına, çizerine, müdahale etmediği, bağımsız bir gazete hayal ediyordum. Örneğin, ben şimdiye kadar gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olarak size müdahale etmedim (Bülent Özyazıcı'dan bahsediyor), şunu yazın, bunu yazmayın demedim. Gazete veya televizyon, bağımsız olmalı. Ekonomik açıdan kişi, kurum ya da kuruluşlara bağımlı olmamalı, ancak böylece bağımsız medya oluşabilir.

Hatipoğlu’nun bu ifadelerine kim itiraz edebilir?

Ben altına imzamı atıyorum mesela fakat şuna da itiraz ediyorum: Kimse tarafsız olamaz, herkesin bir tarafı elbette vardır, burada önemli olan objektif bir tavır sergileyebilmektir.

Nebi Hatipoğlu medya sektörüne daha yeni girdi, şimdiden gazetesini nasıl yönettiğine ilişkin bir yorum yapmak erken olur. Umuyorum ve diliyorum ki hayal ettiği gibi -aslında herkesin hayali bu- bir anlayışla gazetesini ileriye taşır ve Hatipoğlu ismine yakışır bir biçimde medya sektöründe güçlü yatırımlara imza atar.

*

Hatipoğlu’nun dikkat çeken başka açıklamaları da vardı elbette.

Örneğin siyasete ilişkin görüşleri adrese teslim mesajlar içeriyordu.

Şöyle ki:

“Milletvekili nasıl bir profilde olmalıdır. Dürüst olmalıdır, namuslu olmalıdır, yalan söylememelidir. Kendi yaptığı işte başarılı olmalıdır, maddi beklentiler içinde olmamalıdır. Yakınlarını, akrabalarını bir yerlere getirmemelidir. Yakınlarına, akrabalarına koltuk temin etmek için uğraşmamalıdır. Dışarıdan milletvekili olmamalıdır, Eskişehir’i bilen, Eskişehir insanını tanıyan, Eskişehir için çalışacak milletvekilleri olmalıdır.”

Hatipoğlu, yukarıdaki görüşlerini birilerini kastederek mi söyledi ya da genel bir mesaj mı vermek istedi bunu bilemiyorum ancak söz konusu ifadelerinin hemen ardından seçmene şöyle bir uyarısı vardı: “Eskişehirliler olarak buna özen göstermeliyiz, seçimlerimizi ona göre yapmalıyız.”

*

Hep ifade ettiğim bir konu var: Diyorum ki, Eskişehir’de birlik yok ve artık bu durum tedavi edilmesi gereken bir hastalık haline geldi.

Nebi Hatipoğlu da, bir diğer açıklamasında tam da bu noktaya parmak basmış ve Eskişehir’in fecaat halini gözler önüne sermiş.

Demiş ki…

Varan 1:

'İNSANLAR KUTUPLAŞTIRILIYOR'

“Şunu samimiyetimle söylemek isterim ki; Eskişehir’de birlik ve beraberlikten yana bir problem var. Belediye seçimlerinde olsun, milletvekili seçimlerinde olsun insanlar kutuplaştırılıyor. Oda seçimlerinde bile insanlar birbirine giriyor. Bunları hep yaşadık, gördük. Günlük hayatlarında dost, arkadaş olan insanlar iş seçime gelince adeta birbirlerine düşman oluyorlar. Bu böyle olmamalı.”

Varan 2:

'ABİLER OLMALI ONLARA DEĞER VERİLMELİ'

“Bu nedenle şehrin abi ya da abilere ihtiyacı var. Evet abiler olmalı, ama o abilere de değer verilmeli, kıymetleri bilinmeli. Sözleri dinlenmeli. Eskişehir medeni bir kent, okur-yazarlığı en yüksek kentlerin başında geliyor. Bunu başaran kentler var, kentin çıkarı için bir araya geliyorlar. Eskişehir de bunu başarabilir, ama nedense olmuyor.

Varan 3:

'BİRBİRLERİYLE KAVGA ETMEKLE OLMUYOR'

“Yöneticilerin birbirleriyle arası kötü. Siyasiler deseniz, ayrı bir durum. İktidar ile muhalefet milletvekilleri bir araya gelemiyor. İktidar partisinin milletvekilleri bile kendi aralarında sorun yaşıyor, bir araya gelemiyor. Hal böyle olunca da kentin çıkarları olumsuz etkileniyor. Birbirleriyle kavga etmekle olmuyor.”

*

Daha ne desin Hatipoğlu?

Eskişehir’in sıçrama yapamamasının, belli bir çerçevede debelenip durmasının, pek çok unsuru çevre illere kaptırmasının ve özellikle ekonomik gelişme hızının çevre illerden oldukça düşük olmasının sebeplerini bir bir anlatmış.

*

Ve bu noktada, Eskişehir’in birkaç sorununu sıralamış:

- Kızılinler termal projesi

- Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin demiryoluyla limana bağlanması

- Çevreyolu

*

Hatipoğlu, söyleşinin sonuna doğru giderek vites yükseltmiş ve adeta isyan etme noktasına gelerek şunu sormuş: “Komşularımız Afyon, Kütahya termal turizmin nimetlerinden yararlanıyor, biz niye yararlanamıyoruz?”

Hemen ardından, 'bu kadarı bile bize fazla, başka birisi pastaya girmesin yeter' zihniyetine karşı “Eskişehir devlet imkanlarından en az yararlanan illerin neredeyse başında geliyor. Devletten kredi alıp fabrika yapan kimse yok” demiş.

Ve önceki ifadelerinde söylediği gibi, tüm bu sorunların temelinde yatan fecaat durumu şöyle dile getirmiş: “Bütün bunların hayata geçirilebilmesi için birlik ve beraberlik gerekir. Sonuç olarak uzlaşmaya ihtiyacımız var.”

*

Aslında Nebi Hatipoğlu’nun baştan sona ifade ettikleri, sadece Eskişehir’in değil, Türkiye’nin gerçeği.

Fakat Eskişehir gibi çağdaş dediğimiz bir şehirde, bu vaziyeti maalesef iliklerimize kadar yaşıyoruz.

Bir araya gelip uzlaşmaya yanaşmıyor, ‘küçük olsun benim olsun’ şeklindeki zihin yapımızı tedavi edemiyoruz.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın deyip şehrin sorunlarına eğilmiyor ve dahi demokrasinin, ekonomik gücün, adaletin, insan haklarının, özgürlüklerin, en iyi eğitime erişimin belli zümrelerin hakkı olduğuna inanıyor, geri kalan herkesin de bu ayrıcalıklı zümrelerin hizmetkarları olduklarını düşünüyoruz.

Tüm bunların sonucunda ise gelişemiyor, geliştiğimizi zannediyoruz...

*

Bu ilkel zihniyetten arınmalı, çağdaş düşünce yapısına ulaşabilmek adına çabalamalıyız.

Kitlesel değilse, en azından bireysel yaşamımızda.

Zira kitlesel değişimler, önce bireylerden başlar…

saglisolluhaber.com

Yorumlar (1)
Halis Korkmaz 4 hafta önce
Nebi kardeşimi 15 sene önce tanıdım,sözünün eri mert delikanlıdır.inşAllah sanayicilikteki başarısını medyadaysa sağlar.
23
açık

Gelişmelerden Haberdar Olun

@