12.08.2022, 16:01

Şehir hastaneleri mi daha yerli ve milli yoksa özel hastaneler mi?

banner211

Geçen gün Eskişehir Şehir Hastanesi ile ilgili olarak iktidar partisi olan AK Parti’nin Eskişehir İl Başkanının ‘Sağlıkta çığır atladık’ sözü üzerine, 2 yıl önceki bir yazımı bugüne uyarladım. Bakalım çığır mı, çağ mı atlamışız yoksa birilerine çığır mı açmışız.

HANGİSİ DAHA ÖZEL, HANGİSİ DAHA YERLİ VE MİLLİ?

Halen yaşadığımız korona süreci; sağlıkta dönüşümün son halkası şehir hastaneleri gerçeklerinin gizlenip, aklanıp paklandığı ve yüceltildiği, başarı hikayesi yazılmaya çalışıldığı bir süreç oldu, olmaya da devam ediyor.

Gazetelerin yalnızca başlığını, arama motoru ile aradığı konunun yalnızca ilk ikisini okuyan ve okuduğunu kısa sürede unutan bir toplumda yaşamak; doğruyu arayanlar ve günü kurtarmaya değil, yarını, öbür günü kısaca geleceği düşünenler açısından gerçekten zor.

Şehir hastaneleri gerçeğini özel hastaneler ile karşılaştırmalar yaparak hangisinin daha ‘özel’ ve son zamanların çok kullanılan sözü hangisinin daha ‘yerli ve milli’ olduğunu anlamak adına konuyu biraz açmak istiyorum:

KİRA BEDELİ GİZLİ TUTULUYOR

1. Devlet, şehir hastanesinin arsasını ihaleyi kazanan şirket veya şirketlere bedava olarak veriyor, KDV istisnası, vergi indirimi ve teşviklerle yapımından sonra da 25 yıl döviz kuruna endeksli olarak kira ödemeyi taahhüt ediyor. (Yani düşünün, arsanızı müteahhide veriyorsunuz, dairelerin yapımı bitince de bunun karşılığında 25 yıl kiracı olarak tüm dairelerin kirasını müteahhide cebinizden ödüyorsunuz.) Ayrıca kira bedeli de gizli tutuluyor, gözlerden kaçırılıyor.

Bir özel hastane ise kendi imkânı ile yaptığı yere veya kiraladığı, tadilat yaptığı yere milyonları yatırıyor; kiracıysa eğer her ay yüklü kira bedeli ve devlete stopajını ödüyor.

ŞEHİR HASTANELERİNE İMTİYAZLAR

2. Şehir hastanesine, kapatılan devlet hastanelerinin alet, edevat, mefruşatlarını getirdiğiniz yetmiyor gibi, doktor, hemşire, sağlık memuru, laborant gibi kadrolu sağlık çalışanlarını ve yardımcı sağlık çalışanlarını da getiriyorsunuz. Devlet ek olarak birçok kadro daha açıyor. Bu çalışanların tüm özlük haklarını, maaşlarını, tazminatlarını da devlet ödüyor, şirketlere bir yük getirmiyorlar.

Özel hastaneler ise çalışanların tüm özlük haklarını, maaşlarını ve tüm tıbbi alet, cihaz ile mefruşatı kendi karşılıyor.

ZİNCİR OLMAYAN ÖZEL HASTANELER DİRENİYOR

3. Şehir hastaneleri ihaleleri sırasında yerli şirketlere, yabancı şirketler ortak olabiliyor, üstüne üstlük bu şirketler kreditör yabancı bankalar ve yatırım fonlarından dış krediler sağlayıp 1 koyup, 3-4 kat geri almak üzere ülkemiz hazinesinin garantörlüğünde bu işe girişiyorlar. Şirketler yurtdışından sağlanan dövize endeksli kredileri ödeyemezler ve iflas ederlerse borçları devlet üstleniyor.

Özel hastaneler ise milyon dolarlar yatırıyor, son teknoloji tıbbi cihazlarla hastaneyi donatıyor ve son zamanlar zincir hastaneler dışında ayakta durmakta zorlanıyor.

İKİ BAŞLI BİR YÖNETİM SİSTEMİ

4. Yabancı sermayeye, yandaş müteahhitlere kaynak aktarmaya dayalı bu ihaleler ile yapımcı şirketlere devletin 25 yıl kira ödemesi dışında ek olarak birçok imtiyazlar tanınıyor. Örneğin şehir hastanesinin yemek, temizlik, çamaşır, güvenlik, büro, bilgi işlem, dokümantasyon, sekreterlik, atık, sterilizasyon, görüntüleme, laboratuvar, morg hizmetleri; mefruşat bakım, onarım, yer, bahçe bakımı gibi bina ve arazi hizmetleri ihaleyi alan şirket veya şirketlere bırakılıyor. Şirketler ya kendi bünyelerinde kurdukları taşeron şirketler veya o konudaki başka taşeron şirketlere bu işleri yaptırıp devletten hak edişlerini fazlasıyla alıyorlar. Bu arada taşeron sistemde çalışanları, özlük haklarını tam korumadan, asgari ücretle çalıştırıp, bu ücretleri dolaylı olarak devlete ödetmeleri ve şehir hastanesi içinde iki başlı bir yönetim tarzına sebep olmaları işin bir başka yönü olarak karşımıza çıkıyor. Ana şirket yönetimi, şehir hastanesi başhekimliği üzerinde bir konum halini alıyor.

Çoğu özel hastanede ise yalnızca yemek ve güvenlik hizmetleri taşerona verilmiş olup, diğer hizmetler kadrolu çalışanlar aracılığı ile verilmektedir. Bu yönden ile çalışanların hakları şehir hastanelerine göre daha iyi korunmaktadır, en azından iki başlılık yoktur ve oradaki gibi devlete yük değildir.

BİR ŞEHİR HASTANESİNİN 25 YILLIK MALİYETİ İLE BİN 200 YATAKLI 29 DEVLET HASTANESİ YAPILABİLİYOR

5. Şehir hastanelerinde miktara bağlı hizmetlerin temininde (atık, sterilizasyon, çamaşırhane, yemek, görüntüleme, laboratuvar) şirkete ödenmek üzere garanti miktar ve tutarları belirlenmiş olup; örneğin hiç hasta olmasa ve bu sarflar yapılmasa bile devlet en az o işin yüzde 70’i gibi ödemeleri yapmayı taahhüt etmiştir. Ayrıca devlet şirketlere, her şehir hastanesi için ayrı tarifelerde yatak başı bakım ve onarım gideri ödemektedir. Ne güzel devletimiz her şeyi düşünüp ödüyor diye düşünülebilir ama burada bu şirketlere ödenen ve yaratılan kaynaklarda doğmamış yetimin bile hakkı vardır. Devletin 25 yıl kirasını ödeyeceği, taşeron hizmet alımlarını ödeyeceği, hastaneler içinde veya arsalarında kantin, pastane, lokanta, otelcilik hizmetleri gibi ticari alanların yapılıp işletilmesine izin verdiği veya vereceği de hesaba katılırsa; bu şirketler, yaptıkları şehir hastanelerinin maliyetini 3-4 yılda amorti edecek ve 21-22 yıl kendi hesaplarına çalışacaklar demektir. Yapılan hesaplamalara göre bu yıl bitecek olan şehir hastaneleriyle birlikte toplam 19 şehir hastanesinin devlete olan maliyeti 25 yıl sonunda tam 103 milyar dolar olacaktır. Devlet hastaneleri kendi olanakları ile yapmış olsa, sadece ve sadece 1 şehir hastanesinin 25 yıllık maliyeti ile, 1200 yatak kapasiteli tam 29 hastane yapılabileceği de hesaplanmıştır.

Özel hastanelerin ise devlete bir yükü olmadığı gibi başta istihdam sağlaması olmak üzere vergi, prim ödemeleri ile faydası ve katkısı vardır.

BİRİ LONDRA MAHKEMELERİ DİĞERİ TÜRKİYE MAHKEMELERİ

6. Mersin Şehir Hastanesi hariç (ilk açılan yer olduğu için) diğer şehir hastanelerinde şirketlerle yapılan sözleşmelerde; oluşabilecek problemler ve mahkemeye taşınacak itilâf hallerinde tahkim için gidilecek yetkili mahkemeler Londra mahkemeleri olarak belirlenmiştir, buna karşın özel hastanelerle ilgili her türlü dava Türkiye mahkemelerinde görülmektedir.

HANGİSİ DAHA ÖZEL?

Şimdi soruyorum, efsane gibi anlatılan Şehir Hastaneleri mi, yoksa özel hastaneler mi daha özeldir? Şehir Hastaneleri mi daha yerli ve millidir, yoksa özel hastaneler mi? Şimdi çığır mı atladık yoksa çağ mı atladık ya da sermayeye yeni bir kapı, çığır mı açtık? Bu borç yükü altında kalan, kalacak olan halkın çığır(ış)larını duyar gibi oluyorum.

saglisolluhaber.com

Yorumlar (0)
24
açık
banner53

Gelişmelerden Haberdar Olun

@