banner208

Sevinç'te kurulmak istenen kömür ocağına AHPADİ ses yükseltti!

Eskişehir'in Sevinç mahallesine kömür madeni işletmesi açılması için ÇED Raporu süreci başladı. Söz konusu sürece bir tepki de AHPADİ'den geldi. İşte detay...

ÇEVRE 14.01.2022, 14:17 14.01.2022, 14:41
Sevinç'te kurulmak istenen kömür ocağına AHPADİ ses yükseltti!

Eskişehir'in Odunpazarı ilçesine bağlı Sevinç Mahallesi'nde açılması planlanan ancak uzun süredir uyguya yatırılan kömür ocağı projesi tekrar gündeme geldi.

Gündeme gelme sebebi ise kömür ocağı işletmesi açılabilmes için ÇED raporu sürecinin başlatılması.

Sevinç'teki ÇED süreci, uzun süredir gündemden düşen ancak Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programında bulunan Alpu Kömürlü Termik Santral Projesini de tekrar gündeme taşıdı.

Söz konusu projelere karşı Eskişehir'deki sivil toplum kuruluşlarından ses yükselmeye başladı.

Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Platformu da (AHPADİ) ses yükselten sivil oluşumlardan biri oldu.

Avukat Mehmet Ektaş'ın dönem sözcülüğünü yaptığı platform adına açıklamalarda bulunan Çevre ve Tarım Komisyonu Başkanı Tahir Öncü, şu ifadeleri kullandı:

"Kömürlü termik santral, organize sanayi, demiryolu test yolları, yapılaşma gibi unsurlarla Ülkemizin en önemli tarım ovalarından biri olan Alpu ovasına savaş ilan etmiş yıkıcı zihniyetin, yeni bir girişim olarak Sevinç Mahallesine kömür madeni işletmesi açılabilmesi için ÇED Raporu süreci başlatmasını kaygıyla takip ediyoruz. Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından Sevinç Mahallesi ile Eskişehir-Alpu-Mihalıççık Karayolunun üst bölgesine yapılması planlanan Yeraltı Kömür Ocağı Projesi’nin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED sürecinin başlatılması, Ülkemizin ihtiyaçlarının önceliğine, çevre politikalarına, bilimsel gerçeklere ve toplumsal menfaatlere aykırı olduğu gibi hukuka da aykırıdır. 

“Tartışmalı ÇED Raporlarıyla Anayasa Dolanılamaz” 

Anayasamızın 17’inci maddesinde düzenlenen “yaşama hakkı” kapsamında, herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir, yaşama hakkı bütün hakların temelidir. Yine, yaşama hakkıyla ilintili olan Anayasamızın 56’ıncı maddesinde düzenlenen sağlık ve çevre hakkı kapsamında herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Anayasamızın 44’üncü maddesi  toprağın verimli olarak işletilmesini koruma ve geliştirmek, 45’inci maddesi de tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önleme görevini de devlete vermiştir. Yürütmenin vesayeti altında olan organizasyonlar tarafından düzenlenen ÇED Raporları ile Anayasanın yukarıda saydığımız ilke ve düzenlemelerini dolanmaya çalışmak Anayasal Hakların ihlali niteliğindedir. Olumlu bir ÇED Raporuna sığınarak Anayasa ile teminat altına alınmış hakların ihlaline yol açmak “Hukukun Üstünlüğü” ilkesiyle bağdaşmaz. Bu kömür ocağı, Türkiye’nin en verimli topraklarına sahip Alpu Ovasında geri alınamaz tahribatlara neden olacaktır. Çevresinde yaşayan tüm canlılarla birlikte insan sağlığına da büyük oranda zarar verecektir. Çiftçilerimizin göz bebeği olan verimli topraklarımızda ot bitmeyecek, tarım ve hayvancılık yapılamaz hale gelecektir. Fosil yakıt üretimi ve tüketimi döneminin sonuna gelinmiştir. Dünyanın geleceğinin yenilebilir enerji kaynaklarından geçtiği kuşku götürmez bir gerçektir ve Ülkemiz bu yönden önemli avantajlara sahiptir. Tarım alanlarını kömür madeni işletmeleri ile yok etmek yerine, ovaları ve gıdayı koruyup enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan elde etmek akılcı ve bilime uygun yoldur. Ekolojik denge ve sağlıklı yaşanabilir bir gelecek için hava, su ve toprağımızı korumamız önemlidir. 

“Çevre Hakkı, İnsan Hakkı Boyutuyla Ele Alınmalıdır” 

1982 Anayasasının yukarıda sıraladığımız hükümlerine karşın çevre hakkının kullanımında ve çevrenin korunmasında mesafe kat etmediğimiz ortadadır. Üretim ve tüketim düzenleri, doğanın yasalarına uymayan bir yıkıcılıkla sürüp gittikçe çevre sorunlarının çözümünde başarı sağlanamaz. Bu mantığın değişmesi ise tüketimin amaç değil araç görüldüğü, “sınırsız büyüme” yerine çevre-ekonomi dengesine dayanan, çevreyi kalkınmanın hem kaynağı hem de sınırı gören bir kültürün egemen olmasına bağlıdır. Öncelikle, Çevre hakkı insan hakkı boyutu ile ele alınmalıdır. AHPADİ Platformu, Şehrimizin diğer sağduyulu oluşum ve sivil toplum örgütleriyle birlikte Alpu Ovasını ve İnsanımızı yaşatma mücadelesine katkı sağlamaya devam edecektir." 

saglisolluhaber.com

Yorumlar (0)
-2
kapalı
Gelişmelerden Haberdar Olun
@