Siyaset istekli olanlar tarafından yapılmalı

Eskişehir Ticaret Odası Başkanı (ETO) Metin Güler, Sağlı Sollu Haber Genel Yayın Yönetmeni Arif Anbar’la görüştü, önemli açıklamalarda bulundu. Şimdi, Anbar soracak, Güler yanıtlayacak... A. ANBAR: ETO Başkanı seçildiğiniz...

18 Eylül 2021, 13:56
Siyaset istekli olanlar tarafından yapılmalı

Eskişehir Ticaret Odası Başkanı (ETO) Metin Güler, Sağlı Sollu Haber Genel Yayın Yönetmeni Arif Anbar’la görüştü, önemli açıklamalarda bulundu.

Şimdi, Anbar soracak, Güler yanıtlayacak...

A. ANBAR: ETO Başkanı seçildiğiniz günden bugüne kadar ne yaptınız? Bu soruyu şöyle detaylandırmak isterim: Hem ETO’nun kurumsal yapısında ne gibi yeniliklere imza attınız hem yurt genelinde ETO’nun algısal durumu hangi seviyeye ulaştı hem de ETO içerisinde hangi çalışmaları yaptınız?

ÜÇ ANA HEDEF: KALICI ESERLER, EĞİTİM VE HİZMET KALİTESİ

M. GÜLER: “Kurumsal kimlik ve yapı bir bütündür Arif Bey… Kurum kimliğinizi hedeflerinizle, vizyonunuzla bağdaştırmanız ve bütünleştirmeniz gerekir. İster özel şirket olsun, ister kuruluş veya STK olsun, bana göre bir kurum veya kuruluş her yönüyle senfoni orkestrası gibi ya da çok dişli bir çark gibi hareket etmelidir. Ancak bunu sağlayabildiğiniz zaman kurum kimliğiniz ve kurumsal yapınız güçlenebilir. 

Buna inanan biri olarak Eskişehir Ticaret Odası başkanı seçildikten hemen sonra arkadaşlarımızla bir yol haritası belirledik. Kısa orta ve uzun vadeli stratejik hedeflerimizi oluşturduk. Odamızın stratejisini de bu üç ana başlık ve hedef üzerine inşa ettik.  Bu başlıkları da kalıcı eserler, eğitim ve odanın hizmet kalitesinin artırılması olarak belirledik.

Kalıcı eserler noktasında sizin de bildiğiniz üzere öncelikle Eskişehir Ticaret ve Sanayi Müzesi’ni hizmete sunduk. Ardından da ETO TÜYAP Fuar Merkezi’ni ve Vehbi Koç Kongre Merkezi’ni şehrimize kazandırdık. ETO Hizmet Binasının da iç tefrişatı dışında kalan kısımlarını tamamladık.

ETO TÜYAP Fuar Merkezi, Vehbi Koç Kongre Merkezi ile ETO hizmet binasının havadan görüntüsü...

Göreve başladığımızda pasaj içinde hizmet veren, üstelik fiziki yetersizlik sebebiyle üyesine toplantı salonu bile temin edemeyen bir oda durumunda idik. Bugün ise üyelerimizin ve şehrimizin hizmetinde olan 750 kişiden tutun da 25 kişiye kadar çok farklı ölçekte salonları olan fuar ve kongre merkezimiz var. Eskişehir’in geçmişten günümüze ekonomi tarihine tanıklık etmenizi sağlayan ETOMÜZE’miz var.

ARÇELİK SPONSOR OLDU

Eğitim noktasında da ETO Akademi’yi hem adıyla hem de yaptığı işlerle örnek olacak bir noktaya getirdik. Arçelik gibi ulusal bir marka, Türkiye’de ilk kez ETO Akademi gibi yerel bir eğitim ağına sponsor oldu. Bu da hem kentimize hem de Oda’mıza önemli katkı sağladı. 

ETO Akademinin eğitim ve seminerlerini internet ortamına taşıyarak da bir ilke daha imza attık. Bugün artık sadece üyelerimizin değil çalışanlarının da etkinlik takvimini dört gözle beklediği bir ETO Akademi var. ‘Tüccarın üniversitesi’ olarak adlandırılan, birçok odaya ilham kaynağı olan, adı bile örnek alınan bir ETO Akademi var.

Kurumsal olmak için de sağladığınız hizmet ve kalite noktasında adımlar atmak gerekir. Biz de Eskişehir Ticaret Odası’nda tam da bunu gerçekleştirdik. Odamızın kalite standartlarının artırılmasına ivme kazandırmak amacıyla Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Eskişehir Şubesi ile ‘İyi Niyet Bildirgesi’ imzalandık.

ISO 9001, TSE ISO-10002, ISO 17024 belgelerinin yanı sıra son olarak da TSE Covid-19 Güvenli Hizmet Belgesi’ni Eskişehir Ticaret Odası’na kazandırdık. Ayrıca TOBB tarafından verilen ve sürekliliği için denetimi bağımsız kuruluşlarca gerçekleştirilen ‘akredite oda’ unvanımızı da sürdürmeyi başardık. İşte bütün bu saydıklarım neticesinde kalitesi, üye odaklı hizmet anlayışıyla, üyelere yönelik bakış açısıyla, memnuniyeti artırmaya yönelik gayretiyle hem üyeleri tarafından hem de paydaşlarınca takdir edilen bir Eskişehir Ticaret Odası ve kurumsal yapısı var.

Oda tarihinin en büyük projelerini hayata geçiren, oda tarihinin en yüksek rakamlı kredi desteğini sağlayan, sadece şehir merkezinde değil ilçelerden tutun da en ücra köşedeki üyesine bile ulaşan bir ETO var.”

A. ANBAR: Epey anlattınız ancak üye yapısından bahsetmediniz. Kamuoyu merak ediyor. ETO’nun sizden önceki üye sayısı neydi, şimdiki üye sayısı ne durumda? Sayısal veriyi paylaşır mısınız? Ayrıca yeni bir meslek grubu eklendi mi?

M. GÜLER: “Benim başkanlığımdan önce faal üye sayısı 13 bin 200 civarındaydı. Bugün üye sayımız 17 bine yaklaştı. Bu tabloya göre üye sayımızda yüzde 30’a yakın bir artış olduğunu söyleyebiliriz. Yani odamızın üye sayısının son 8 yılda neredeyse üçte bir oranında yükseldiğini söylemek mümkün. Meslek grubunda ise herhangi bir değişiklik yok. Odamızın meslek grubu sayısı daha önce de 40’tı, şimdi de aynı.”

A. ANBAR: Evet, gelelim halihazırda yaşadığımız pandemi dönemine… Her alanı etkileyen salgın süreci, ekonomik anlamda esnafı ciddi anlamda zora soktu. Peki, Ticaret Odası, üyeleri için ne yaptı?

M. GÜLER: “Arif Bey bakın, bunu şimdi iki başlıkta değerlendirmek gerekiyor. Birincisi finansal destekler… Pandemi döneminde üyelerimize oda tarihimizin en büyük kaynak aktarımını sağladık. Üyelerimize hem nefes kredisi hem de can suyu işletme kredisiyle 102 milyon lira civarında kredi desteği sağlanmasına öncülük ettik.

Tabii finansal destek noktasındaki çabalarımız krediyle sınırlı kalmadı. Kamu bankalarıyla yaptığımız anlaşmalarla üyelerimize, tedarik zincirine katkı sağladık. Bu sayede üyelerimiz peşin para olmadan, 540 güne varan vadelerle, uygun komisyon oranlarıyla hizmet veya ürün alabildi. Bu gerçekten pandemi döneminde üyelerimiz için çok önemli ve hayati konulardan biriydi. Oluşturduğumuz bu tedarik zinciriyle üyelerimiz sattığı ürünün parasını da güvenle tahsil edebildi. Öte yandan hizmet sektöründe işletmeleri kapanmış firmalarımızda çalışanlara da destek olmak amacıyla 4 bin 600 kişiye gıda yardımı ulaştırdık.

100 BİNİN ÜZERİNDE ÜCRETSİZ MASKE DAĞITILDI

Diğer bir destek de salgının iş yerlerinde önlenmesine yönelik oldu. Bu kapsamda öncelikle 100 binden fazla maskeyi ücretsiz olarak üyelerimize ulaştırdık. Hizmet sektörümüz için ‘Sağlıkla Çalışmaya Devam’ sloganlı maskeler tasarlayarak lokantalara ve restoranlara, kafelere gönderdik. İl Sağlık Müdürlüğümüzle iş birliği halinde bilgilendirme toplantıları ve online seminerler gerçekleştirdik.

Hastalığın iş yerinde yayılmasının önüne geçmek için de Covid-19 PCR Test Merkezleri oluşturduk. Üyelerimizin hızla ve güvenle, özel hastane fiyatlarının çok daha altında bir rakama test yaptırabilmelerine imkan tanıdık.

Ayrıca üyelerimizin pandemi dönemindeki çalışma süreçlerine de sahip çıktık. Durmaması gereken sektörlerin, kısıtlama dönemlerinde çalışabilmesi için Valiliğimiz koordinasyonunda Sağlık İl Müdürlüğümüz ve Emniyet Müdürlüğümüzle birlikte çalıştık. İmalat ve ticaret süreçleri devam etmesi gereken üyelerimizin durumunu anın koşullarına göre değerlendirdik, mağduriyetleri en aza indirmek için 7 gün 24 saat hizmet yürüttük.  Bu alanda mülki idareyle yürüttüğümüz iş birliği Türkiye’ye örnek oldu.”

A. ANBAR: Pandemi süreciyle devam edelim istiyorum… Bu dönemde kaç işletme açıldı ve kaç işletme kepenk kapattı? Açılan işletmelerde hangi sektör ya da sektörler yoğunlukta, bu soru kapanan işletmeler için de geçerli…

M. GÜLER: “Aslına bakarsanız sadece açılan kapanan iş yeri sayısını pandemi dönemine indirgemek bize çok sağlıklı veriler sağlamaz. Çünkü işletme çok daha önce kapanma noktasına gelmiştir ve pandemi döneminde kapanmış olabilir. Veyahut tüccar işletmesini ayakta tutabilmek için borçlanmıştır, daha önce edinmiş olduğu mülkünü, aracını, arsasını satmıştır ve bununla ticarete devam etmek durumda kalmış olabilir. Bu örnekleri de fazlasıyla görmek mümkün.

BİN 800 İŞYERİ KEPENK KAPATTI

Ama illa da rakamlarla konuşalım dersek 2020 ve 2021 yılında Temmuz sonu itibariyle bin 800 civarında üyemiz faaliyetlerine son verdi. Bu rakamın da yüzde 60’ının hizmet sektöründe faaliyet gösterdiğini söyleyebiliriz. Diğer yandan da 2020 ve 2021 yılında açılan firma sayısı ise Temmuz sonu itibariyle 2 bin 200 civarında. Özellikle son birkaç aydır kısıtlamaların ortadan kalkmasıyla birlikte açılan işyeri sayısının arttığını söyleyebiliriz.”

A. ANBAR: Özellikle salgın sürecinde öğrencilerin Eskişehir’den çekilmesiyle gündeme gelen bir meseleyi merak ediyorum. Eskişehir ekonomisi ya da hizmet sektörü ‘öğrencilerin harçlığına endeksli’ yorumunu ya da eleştirisini nasıl değerlendirirsiniz?

M. GÜLER: “Eleştirilere açık olmakla beraber bu eleştiriyi çok doğru bulmuyorum. Yalnızca Eskişehir için değil tüm dünya için geçerli bir durum çünkü bu… Ayrıca hizmet sektörünü sadece kafe ve restoran olarak değerlendirmemek gerekir. Çünkü hizmet sektörü eğitimden taşımacılık ve lojistiğe, konaklamadan restoran işletmeciliğine, sağlıktan bankacılık faaliyetlerine kadar birçok farklı iş alanını kapsamaktadır. Pandemi nedeniyle bu bahsettiğim sektörlerin tamamında tüm dünyada aksama yaşandı.

PARİS’LE ESKİŞEHİR’İ KIYASLADI

Dünyanın en çok turist çeken şehirlerinden biri olan Paris’te de turizm faaliyetleri durma noktasına geldi. Restoranlar, oteller, kısacası turiste yönelik hizmet veren her yer kapandı ve hizmet veremedi. Uçuşlar iptal edildi, havacılık şirketleri milyarlarca Euro zarar etti. Turistlere yönelik eşya satanlar, mağazalar satış yapamaz duruma geldi. Paris tam anlamıyla turizm gelirinden mahrum kaldı. Şimdi Paris gibi 80 milyon turist ağırlayan bir şehri ‘turist harçlıklarına mahkum şehir’ olarak nitelemek ne kadar doğru? Ya da Roma’yı, Nice’i, Barcelona’yı… Dünyada fuarcılıkta çok önemli bir yeri olan Frankfurt’ta fuarlar virüs salgını sebebiyle yapılamadı. Fuar ziyareti için gelenlerin harçlıklarından mahrum kaldı Frankfurt diyebilir miyiz şimdi? Böyle dersek turizm sektörünü de turizm gelirlerini de küçümsemiş oluruz.

Eğitim de hizmet sektörünün alt kollarından biri… Tıpkı turizm ve taşımacılık gibi… Eskişehir’in de güçlü olduğu yanlardan biri hizmet sektörü… Bu şehirde 3 üniversite ve ona bağlı olarak yıllardan beri şekillenmiş bir yapı var. Aynı şekilde son yıllarda ivme kazanan turizm sektörü var. Bu sektörle birlikte yükselen konaklama, ulaşım ve gıda sektörü var. Pandemi nedeniyle hem eğitim hem de turizm aksayınca hizmet sektörünün işleri de durma noktasına geldi. Bütün bunlara baktığımızda hizmet sektörünün yaşadığı sıkıntı öğrenci harçlıklarından daha fazlası bence.”

A. ANBAR: Şimdi gelelim, yıllardır tartışılan konulara… Eskişehir’in ve Eskişehir tüccarının belirgin istekleri var. Tarifeli uçak seferi, çevreyolu, liman bağlantısı, kargo merkezi vesaire… Bu beklentiler nasıl hayata geçirilebilir? Ve şu an neden herhangi aşama kaydedilemiyor?

ORTAK HAREKET VURGUSU

M. GÜLER: “Bu bahsini ettiğiniz istekleri sanıyorum yıllardır sıralıyoruz. Köşe yazarlarımız da dile getiriyor. Oda başkanlarımız da dile getiriyor… Milletvekillerimiz de dile getiriyor… Tüccarımızın da sanayicimizin de esnafımızın da isteği bu eksikliklerin giderilmesi yönünde… Ancak nedense bir türlü hayata geçemiyor. Gerçekleşmeyen ve çözülemeyen bu meseleler yüzünden de tüccarımız, sanayicimiz, esnafımız, kısacası tüm Eskişehirliler zaman ve para kaybediyor. Bu istekler ve sorunlar çözüldüğünde Eskişehir çok daha iyi yerlere gelebilecek bir potansiyele sahip.  Ancak dediğim gibi bu sorunların öncelikli olarak çözülmesi gerekiyor ki Eskişehir hak ettiği yere gelebilsin. Daha fazlasını başarabilsin.

Eskişehir çevreyolu trafik sorunuyla boğuşuyor...

Bunun için de ortak irade, ortak akıl ve işbirliği gerekiyor.  Çünkü bir kişinin ya da bir kurumun, bir seçilmişin veya atanmışın tek başına çözebileceği meseleler değil bunlar. Tüm şehrin öncelikle aynı paydada buluşması, ortak hareket etmesi ve sonuna kadar da işbirliği ve uyum içinde çalışması gerekiyor.”

A. ANBAR: Ticaret Odası, on binlerce Eskişehirliyi doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren bir yapı. Dolayısıyla pek çok kurumla uzlaşı içerisinde olması gerekiyor. Bu anlamda belediyeler ve kamu ile ilişkileriniz hangi düzeyde?

M. GÜLER: “Bakın, 130 yıllık bir odadan bahsediyoruz. Türkiye’nin en köklü odalarından biri Eskişehir Ticaret Odası. Üstelik dün olduğundan daha da güçlü bir konumda. Dolayısıyla üyelerimizi, şehrimizi, ekonomimizi ilgilendiren her kurumla ve her kuruluşla öncelikle iletişim ve işbirliği içindeyiz. Zaten oda olarak sorumluluk alanlarımızdan biri de kamu ile üyelerimiz arasında bir nevi köprü görevi görmek. Sorunları çözmek noktasında da öncülük ve aracılık ediyoruz. Üyelerimizin talepleriyle ilgili meslek komitelerimiz de kurumlarımızı ziyaret ediyor, biz de ediyoruz. Bu iletişime yönelik tüm aksiyonlarımızı da hem basın kuruluşlarıyla hem sosyal medya hesaplarımız aracılığıyla paylaşıyoruz. Hangi konularda talepte bulunduğumuzu da açıkça ifade ediyoruz.” 

A. ANBAR: Peki, ya siyasi partilerle ilişkileriniz?

M. GÜLER: “Hemen şöyle bir örnek vereyim size… Geçtiğimiz günlerde 2’nci kez düzenlenen Eskişehir Tarım Fuarımızın açılışını gerçekleştirdik. Açılış töreninde iktidar partisinin de milletvekilleri ve yöneticileri vardı, muhalefet partisinden de… İktidar partisinden de belediye başkanları vardı muhalefet partisinden de… Üyelerimizin taleplerini dinlemek isteyen, sorun çözmek noktasında gayret gösteren tüm siyasetçilerimizle de iletişim ve istişare halindeyiz.”

A. ANBAR: Az önce ETO’nun, kurumlarla ilişkilerini sormuştum. Bu soruyu özelleştirmek istiyorum. Peki, ya diğer odalarla ilişkileriniz ne durumda?

EOSB İLE İŞBİRLİĞİ ÖRNEĞİ

M. GÜLER: “Şimdi biz Ticaret Odası olarak, Eskişehir’e ve üyelerimize katkı sağlayacak her projede varız. Katkı sağlamaya da destek olmaya da işbirliği yapmaya da her zaman hazırız. Örneğin, Eskişehir Endüstri Fuarını Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı’nın (EOSB) işbirliğinde gerçekleştirdik. Her fırsatta da işbirliğimizin altını çizdik. Çok da güzel bir projeye birlikte imzamızı attık. İki kurumun işbirliği sonucunda Eskişehirli üretici ve tedarikçiler, randevu bile almakta zorlandıkları savunma devleriyle, 4 günde 633 randevulu toplantı gerçekleştirdi. Üstelik hiçbir keşmekeş olmadan, bir hafta öncesinden randevularını alarak…”

A. ANBAR: Bu soruların ardından biraz özele girmek istiyorum… Metin Güler’in ideolojik bakışı nasıl tanımlanabilir?

M. GÜLER: “Bu soruyu felsefi yönüyle sorduğunuzu varsayıyorum… Hem makam odasında hem de dışarıda Eskişehir Ticaret Odası’nı temsil eden biri olarak hareket etmeye çalışıyorum. Bu odanın başkanı olduğumu ve 17 bine yakın kişiyi temsil ettiğimi aklımdan çıkarmamaya gayret ediyorum. Benim ideolojik bakış açım Eskişehir ekonomisiyle, üyelerimizle ilgili. Üyelerimizin sorunlarını çözmek, şehre katkı sağlamakla alakalı. Bu yolda da elimden geldiğince çalışıyorum.”

A. ANBAR: Röportajımızın sonuna yaklaşırken kamuoyunun oldukça merak ettiği bir soruyu yönlendirmek istiyorum… Büyükşehir belediye başkan adayı ya da milletvekili adayı olmak istiyor musunuz? Bu anlamda önceki seçimlerde teklif aldınız mı, önümüzdeki seçimler için teklif geliyor mu?

M. GÜLER: “Bakın Arif Bey net söylüyorum ki, böyle bir isteğim olmadı. Girişimim de olmadı. Siyaset, istekli olanlar tarafından yapılmalı. 30 yılı aşkındır içinde bulunduğum Eskişehir Ticaret Odası camiasına oda başkanı olarak hizmet etmekten dolayı son derece gururlu ve mutluyum. Aileme, işime, sosyal hayatıma da zaman ayırmaya gayret gösteriyorum.”

A. ANBAR: Evet, son soruyu soracağım ve bununla beraber okurlarımızla vedalaşmış olacağız… Önümüzdeki seçimde ETO’ya yine aday olmayı düşünüyor musunuz?

M. GÜLER: “Yoksa siz mi aday olmayı düşünüyorsunuz Arif Bey? O yüzden mi nabız yokluyorsunuz? (Gülerek). Seçimlerle ilgili TOBB tarafından bize net bir tarih bildirilmedi. Ayrıca seçimlerden ziyade tamamlayacağımız ve başlatmayı düşündüğümüz projelere, tüccarımızın isteklerine odaklanmış durumdayım ben.”

-SON-

saglisolluhaber.com

Yorumlar (0)
13
parçalı bulutlu
Gelişmelerden Haberdar Olun
@