11.08.2021, 12:10

Türkiye yangın yeri

Türkiye sıcak, hem de çok sıcak günlerden geçiyor…

Bir yandan pandemi, öte yandan ülkenin dört bir yanındaki yangınlar...

Büyüyen enflasyon, artan işsizlik ve ekonomik buhran…

Türkiye savruluyor!

Her biri ayrı bir kriz. Her biri ayrı bir yönetişim gerektiren acil durum. AKP’nin risk yönetiminde ve kriz yönetiminde başarısız olduğu tescillendi.

Aslında mevcut tüm başlıkları tek bir başlık altında toplamamız mümkün: Yönetemiyorlar!

İktidarlar gelir, miadını tamamlar ve gider. Tüm dünyada ve bizim ülkemizde hep böyle olmuştur. “Bunlar gitmez” diye bir şey yok. 2002 yılından beri iktidarda olan AKP için de “yolun sonuna geldiler” dersek doğru olur. Üstelik her yeni kriz, yolun sonunu biraz daha yaklaştırıyor.

AKP ve onun temsil ettiği siyasal İslamcı yönetimin gideceği kesin.

Peki, Türkiye siyasetinin yeni başlangıcı nasıl ve kimlerle olacak?

Esasında 2017 anayasa referandumu sonrasında, AKP eliyle ve marifetiyle Türkiye adeta 2 partili sisteme geçirilmiş oldu. İttifak partisi 1 ve ittifak partisi 2 diye, iki yeni partimiz oldu. Aslında amaç belli. Mevcut yeni anayasanın dayattığı yeni sistem dahilinde, kötü olana karşı gücü birleştirmek, iyiyi inşa etmek için güç birliği yapmak en doğru strateji gibi görünmekte.

Ancak tüm bunları yaparken ittifakı oluşturan siyasi partilerin bir o yana bir bu yana dönmeleri ve adeta kendi öz ideolojilerinden vaz geçer tutumları, Türkiye’de 3. parti olarak ‘kararsızlar partisi’ oluşmasına neden oldu.

Anketi yaptıran hangi siyasi parti olursa olsun, yani parayı kimin verdiğinden bağımsız, tüm anketlerin ortak noktası olarak ciddi bir kararsız ya da “oy vermeyeceğim” diyen seçmen kitlesinin mevcudiyeti görünüyor. Çoğu ankette yüzde 20’lere çıkabilen bu kitleyi harekete geçirebilen kazanacak.

İnsanlar AKP’den ümitlerini kestiler. AKP’nin seçmene vaat edebileceği yeni bir hikayesi yok. İnandırıcılığı yok. Ancak muhalefet partilerinin AKP’yi iktidardan indirmek için ittifak yaparken, kendilerini kimliksizleştirmeleri, seçmenin ne istediğini umursamaz bir tutum almaya başlamaları da bir başka sorun.

Seçmenin derdi sadece -AKP’ye oy veren seçmen de dahil- bunlar gitsin de kim gelirse gelsin değil. Seçmenin bu düz mantıkla oy kullanmayacağı açıkça görülüyor. Her bir seçmen grubunun farklı kırmızı çizgileri var. Bu çizgilerin ‘ittifak’ adı altında kolayca birleştirilemeyeceği ise apaçık ortada.

İttifak partilerinin ana gündemi yüzde 50+1 ile Cumhurbaşkanının kendilerinden olmasını sağlayabilmek. Karşılığında ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ vaat ediyorlar. Oysa sistemi değiştirebilmenin temel koşulu TBMM’nde de çoğunluğu sağlayabilmek. Tek başına Cumhurbaşkanlığını almak, sistemin değiştirilebilmesine imkan tanımayacak.

Dahası, toplumsal itirazı örgütlemeden, toplumsal mutabakatı oluşturmadan ne yüzde 50+1 ne de TBMM çoğunluğunun sağlanamayacağı açıkça görünüyor.

Yapılması gereken belli. Mevcut Cumhurbaşkanının ilk turda yüzde 50+1’i alamayacağı kesin olarak görülmekte. Bu nedenle ilk turda her siyasi partinin kendi adayını çıkarması, ikinci turda ise en yüksek oy alan adayın desteklenmesi toplumsal mutabakatın, seçmen birlikteliğinin sağlanması için şart. Ayrı adaylarla seçime girme özgürlüğü, siyasi partilere amasız fakatsız kendileri olma özgürlüğünü de getirecek. Aksi halde dayatma aday modeli daha önce tutmadığı gibi, şimdi de tutmayacaktır.

Toplumsal mutabakatın şifreleri belli: HUZUR, BARIŞ, ADALET ve DEMOKRASİ.

İkna edebilen, inandıran, güven veren kazanacak.

saglisolluhaber.com

Yorumlar (0)
13
parçalı bulutlu
Gelişmelerden Haberdar Olun
@