Ayşen Gürcan: Beni ben yapan Eskişehir’dir!

AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, “Eskişehir, bugün eğer ben bir aktörsem ben olmamı sağlayan temellerin atıldığı şehirdir” dedi.

ESKİŞEHİR 23.12.2023, 14:28 23.12.2023, 14:45
Ayşen Gürcan: Beni ben yapan Eskişehir’dir!

Sağlı Sollu Haber ve Eskişehir İlk Haber’e özel açıklamalarda bulunan AK Parti Eskişehir Milletvekili ve önceki dönem Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Prof. Dr. Ayşen Gürcan, ilk kez okumak için 1982 yılında Eskişehir’e geldiğini ifade ederek “Eskişehir, bugün eğer ben bir aktörsem ben olmamı sağlayan temellerin atıldığı şehirdir” dedi.

Eskişehir İlk Haber’in sorularını yanıtlayan AK Partili Ayşen Gürcan, Eskişehir’e 1982’de ilk geliş hikayesinden şu anda nerede ikamet ettiğine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilk karşılaşmasından ilgi duyduğu özel hobilere, Eskişehir’e bakışından önümüzdeki seçimde AK Parti’nin Eskişehir’i kazandığı takdirde şehirde yaşanacak olası gelişmelere kadar pek çok konuda değerlendirmede bulundu.

İşte o söyleşi:

Ayşen Gürcan’ın Eskişehir hikayesi nasıl ve ne zaman başladı?

AYŞEN GÜRCAN: 1982 yılında üniversiteyi kazanarak geldim Eskişehir’e. Burdur’dan ilk kez ayrılmıştım ve geldiğim Eskişehir’den bir daha da çıkmadım. Yaklaşık 2006 yılına kadar Eskişehir’de kaldım. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nde lisansımı bitirdim. Daha sonra yüksek lisansımı yaptım. 1990 yılında Eğitim Bilimlerinde doktora programına girdim. 1987’de üniversitede kadrolu çalışmaya başladım. 1991 yılında öğretim görevlisi olarak devam ettim. 2006’ya kadar da öğretim üyesi olarak çalıştım.

‘EVİMİ ESKİŞEHİR’E TAŞIDIM, ESKİŞEHİR’DE YAŞIYORUM’

Eskişehir Bağlar, Uluönder Mahallesi, Yenikent ve Karabayır oturduğum semtler. Her birinde anılarım vardır. Eskişehir, bugün eğer ben bir aktörsem ben olmamı sağlayan temellerin atıldığı şehirdir. Oğlum ve kızım da evliler ve Eskişehir’de yaşıyorlar. Ben de seçim sonrasında Haziran ayında evimi Eskişehir’e taşıdım. Artık ben de Eskişehir’de yaşıyorum.

Eskişehir sizin için ne ifade ediyor?

AYŞEN GÜRCAN: Eskimeyen şehir… Eskişehir bir kere herkese kucak açan, her iç Anadolu kentinde göremeyeceğiniz bir kucaklayıcı şehirdir. Burada okumaya ve çalışmaya gelenlerin kendi memleketleri kadar sevip oturdukları bir şehirdir. Nüfusun çoğunluğunun sonradan gelen vatandaşlarımızdan oluştuğunu da biliyorum. Ve o insanların çoğunun da Eskişehir’i Eskişehirli olma adına benimsediklerini görüyorum. Bu benimseyenlerden biri de benim.

Bazı yayın kuruluşlarında AK Partili vekillerin Eskişehir’de yaşamadığı iddia edildi. Sizin de seçimden önce bir söyleminiz vardı: ‘Ben Eskişehir vekili olduğumda evimi taşıyacağım.’ Sohbetimizin ilk anlarında aslında bunun cevabını verdiniz. Evet, Eskişehir’de yaşıyorsunuz. Peki bu iddialar neden çıkartılıyor?

‘AŞAĞISÖĞÜTÖNÜ’NDE KİRALIK BİR EVDE OTURUYORUM’

AYŞEN GÜRCAN: İnsanların niyeti temiz olmalı, iddiayı ispatlamak iddia sahibinin görevi. Ama bunu yapamıyorlar, çünkü iddiaları doğru değil. Bakın, zaten ben, hayatım boyunca çalıştığım yere başka bir yerden hiç gelip gitmedim. Ankara’da işim olduğunda Ankara’ya, İstanbul’da çalışmaya geçince İstanbul’a taşındım. Sonra tekrar baş danışman olarak Ankara’ya geçince tekrar Ankara’ya taşındım. Sonra okul müdürü olunca İstanbul’a geçtim. Vekil olunca da 10 Haziran’da Eskişehir’e taşındım. Aşağısöğütönü’nde kiralık bir evde oturuyorum.

Ayşen Gürcan kendini nasıl tanımlar? Siyasete, toplumsal hayata ve insanlara bakışı nedir?

‘GEÇMİŞTE NEYSEM ŞİMDİ DE OYUM’

AYŞEN GÜRCAN: Ayşen gibi bakıyorum… Ben insanı seven birisiyim. İnsansız bir hayat istemem. Etrafımda hep birileri olsun isterim. Birileri için bir şeyler yapmayı, problem çözmeyi severim. Hayat bana şunu öğretti: Var olan koşulları kabullenme ve değiştirebileceğim şeyler varsa da bunları değiştirme enerjisini hep kendimde bulduğumu düşünüyorum. Ben daha önce siyasetin hep lojistik tarafındaydım. Yani ya bürokrattım ya danışmandım. Dolayısıyla siyasi aktör hiç olmamıştım. En son bu da nasip oldu. Ama okul müdürlüğünü nasıl yapıyorsam milletvekilliğini de öyle yapıyorum, ben hiç değişmedim anlayacağınız, geçmişte neysem şimdi de oyum.

Ayşen Gürcan siyasetten arta kalan vakitlerinde günlük yaşantısında ne yapar?

‘GEÇMİŞTE KENDİ KIYAFETLERİMİ KENDİM DİKERDİM’

AYŞEN GÜRCAN: Ben bir akademisyen olarak özellikle araştırma yapmayı severim. Hiçbir şey yapamıyorsam mutlaka bir ar-ge üzerinde çalışıyorumdur. Sosyal bilimler araştırmacısıyım. Yıllarca çalışmadığım bir anım, ar-ge’sini yapmadığım bir konu olmadı. Bitince yeni bir ar-ge’ye başladım. Şu an mesela benim müfredat geliştirme üzerine çalıştığım bir ar-ge’m var. İnsan davranışlarının indeksini oluşturuyorum. Onun dışında da benim neslimde elişi yapmak önemliydi. Mesela trikolar çok yaygın değildi; hırkamızı, kazağımızı kendimiz örerdik. Bu anlamda ben de örgü örmeyi severim. Keza atadan gelen bir görgüm de var. Geçmişte kendi kıyafetlerimi kendim dikerdim. Şimdi ona artık çok vaktim olmuyor. Emekli olur olmaz ilk yaptığım iş otomatik bir dikiş makinesi satın almaktı. Kullanamadığım için onu okuluma hediye ettim. Ben boş kalmayı sevmeyen biriyim. Televizyon seyrederken bile asla oturduğum yerden seyretmem, mutlaka elimde başka bir iş daha olur. Ya da kitap okurken müzik dinlerim. Yani aynı anda birden çok iş yapabilirim. Bu da benim zaman yönetimimle ve alışkanlıklarımla ilgili.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın bir mesainiz olduğu biliniyor. Eskişehir’e geldiğinizde de başdanışmanlık kimliğiniz çok dillendirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilk karşılaşmanız nasıl gerçekleşti?

‘SAYIN ERDOĞAN BÜTÜN TOPLANTILARIMIZA KATILDI’

AYŞEN GÜRCAN: Tabii ben AK Parti’nin kurulduğu dönemden tanıyorum Beyefendiyi. Hatta AK Parti’nin kuruluşunda yardımcı doçenttim ve Beyefendinin ekibinde yer almak istediğimi yazmıştım mail aracılığıyla. Bizatihi Beyefendinin beni görmesi ise Nimet Hanım bakanlığı döneminde, ben bakan müşaviriydim o zamanlar. Onun bir yurtdışı seyahatinden karşılanmasına gitmiştim. İlk orada karşılaştık. Ama esas çalışmaya başladığımız ve birbirimizi tanıdığımız dönem 2006 yılı Mart ayında Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürü olarak atandıktan sonra oldu. Genel Müdürlük Başbakanlığa bağlıydı. Başbakanımız da Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dı. Ve bütün toplantılarımıza katıldı. İlk tanışma ve ilk çalışma o yıllarda oldu diyebilirim.

Ayşen Gürcan’ın hem akademik hem bürokrat kimliği var. Şimdi de siyaset… Bugüne kadar ortaya koyduğu eserler nelerdir? Özellikle de toplumsal hayata etkisi olan eserler…

ÜÇ ÇOCUK PROJESİ’NİN MİMARI

AYŞEN GÜRCAN: Elbette tek başıma değilim, yaptığım her bir çalışma ekip ürünüdür. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nde herkesi elbette yakından etkileyen çalışmalarım var. Öncesinde akademik yaşamımdaki araştırmalarımı saymıyorum bile. Üç çocuk projesi diye geçen, aslında nüfusun yaşlanmasıyla ilgili bir rapor hazırladık. Doğurganlık oranının ikinin altına düşen ülkelerde biliyorsunuz nüfus yaşlanması devletin yükünün artmasına yol açıyor ve bu sorun birçok batı ülkesinin sorunu. Türkiye de bunun sinyalini veriyordu. Bu anlamda şu anda o hazırladığımız rapor kitap haline geldi.

DİYANET TV NEDEN KURULDU?

Yine Türk aile yapısı ile ilgili çok sayıda araştırma yaptık. Benim genel müdürlüğüm döneminde 17 araştırma var sahada. Mesela Diyanet TV’nin kurulması, o dönemde çıkan sonuçlarımızdan bir tanesiydi; medyadan din öğrenme isteği… Yine benim sosyal muhtarlık dediğim bir proje var, talep edilmeden de devletin ihtiyacı belirlediği ve giderdiği bir sosyal proje bu. 2011 yılında tüm bakanlıklar hizmet bakanlıklarına dönüştürüldüler. O sırada ben de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın oluşturulması noktasında emek verdim. O kadar çok çalışma yaptım ki… Şimdilik bu kadar anlatsam yeter sanırım.

Dilerseniz önümüzdeki yerel yönetimler seçimlerine ilişkin konuşulalım biraz da… Öncelikle Eskişehir’deki belediye hizmetlerini baz aldığınızda ne görüyorsunuz?

‘HALKA RAĞMEN HİZMET…’

AYŞEN GÜRCAN: Eskişehir ben ayrıldığım 2006 yılında sayılı şehirlerden biriydi. Çevresindeki Kütahya olsun, Afyon olsun, Bilecik olsun; onların üniversitelerini bile Anadolu Üniversitesi kurmuştur. Hükümetimiz diğer illere nazaran Eskişehir’e daha fazla yatırım yapmasına rağmen Eskişehir’de kendini değiştiremeyen bir yapı oluşmuş. Bunun da bence en önemli sebebi aynı yönetim anlayışıyla ve şehrin büyümesini istemeyen ve hizmeti de halk için değil de halka rağmen yapan ve daha kendi doğrularınca yapan bir anlayış var. Ben yaptım oldu anlayışı... Nasılsa kazanıyoruz da demişler… Evet hep belediyeyi ellerinde tutabilmişler…

‘BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ MERKEZE SIKIŞMIŞ’

2023’te Eskişehir’e dönünce gördüm ki altyapısı olmayan mahalleler var. Büyükşehir Belediyesi köyler dahil tüm şehre hizmet etmesi gerekirken sadece kent merkezine sıkışıp kalmış. Yolları olmayan, suları akmayan köylerle karşılaştım. Keza Eskişehir coğrafi konumu ve sanayi yatırımları ile nüfus çeken bir şehir. Ama bu nüfusu barındırabilecek bir imar sorunu var. Trafik sorunu var ve giderek büyüyor. Şehir büyüyor, nüfus artıyor, araç sayısı artıyor ancak yollar hiç değişmemiş. Benim gördüğüm bu şehir gelişmeyi çok hak ediyor. Çevresindeki Afyon’a, Kütahya’ya, Bilecik’e baktığımızda hükümetle uyumlu yerel yönetimlerin paslaşarak o kadar güzel işler yaptıklarını görüyoruz ki. Bir anlamda birbirini suçlayan bir yapıya da girilmiş Eskişehir’de. Yerel yönetim demiş ki bunu hükümet yapsın, hükümet demiş ki bazı konularda bizim görevimiz değil… Ve arada kalan hep şehir olmuş, Eskişehir halkı olmuş bence.

‘ESKİŞEHİR GELİŞMEK İÇİN HÜKÜMETİN PARTİSİNİN ADAYINI DENEMELİ’

Bence Eskişehir yeni bir şey denemeli. Beş yıllığına tekrar iktidara gelmiş bir hükümet var. Hükümetin partisi ve Cumhur ittifakının adayının Büyükşehir Belediyesi ve merkez ilçelerin belediye başkanı olduğu bir yeni yönetimi bu şehir halkı bence bir test etmeli. İhtiyacı da var. Yani Eskişehir kendi akışına bırakılmamış. Önüne setler konmuş, patinajlar yaptırılmış. İç turizmde kendi doğal olanaklarıyla merkez haline gelmiş ama buna rağmen olması gereken gelişim seyrini tutturamamış. Eskişehir’e günübirlik gelen herkes Eskişehir çok sevimli diyor. Evet, içinden nehir geçen bütün şehirler baş şehir olmuştur. Avrupa’nın şehirlerine bir bakın. Bu çok güzel ilahi bir olanaktır, coğrafi bir olanaktır aslında. Öyleyse Eskişehir büyümesi ve genişlemesi gerekirken maalesef büyümeyi sağlayamamış. Ve sağlayamamasının tek nedeni de bence yerel yönetim.

Seyitgazi'de yaşanan sel felaketi sonrasında ilçeye ilk giden isim Ayşen Gürcan olmuştu...

Dediğiniz oldu, Eskişehirliler Cumhur İttifakının adayını destekledi ve Büyükşehir Belediye Başkanı yaptı. Hatta merkez ilçe belediyelerinde de Cumhur İttifakının adaylarının seçimi kazandığını varsayalım. Bu durumda Eskişehir’de ne değişecek?

AYŞEN GÜRCAN: AK Parti hizmet ve eser siyaseti yapan bir partidir. Hep söylerim biz ideolojik bir parti hiç olmadık. Bizi karşı cenah hep kodlamaya çalıştı ancak hayır öyle değil. Bu 22 yıllık sürece bir bakın, biz hep problemleri çözen gelişime açık ve kendi öz kaynaklarını da geliştirmek isteyen bir hükümet olduk, her alanda. Örneğin özellikle savunma sanayide dışa bağımlı bir ülkeydik. Bugün kendi tankını, helikopterini, uçağını üreten bir ülke haline geldik. Ve dışarıdan öyle mühendis ithal etmedik. Ve bunların tümünü kendi öz kaynaklarımızla yaptık. Dolayısıyla Eskişehir’de de yerel yönetim anlamında bir kere hizmet ve eser siyasetinin yansıması AK Parti ile birlikte kesin görülür. Nitekim Odunpazarı’nı aldığımız dönemde yapılan işler hala bugün şehrin büyümesini sağlayan faydalı girişimler olarak anılıyor. Dolayısıyla Eskişehir sadece imar açısından değil, sanayisiyle kendi öz kaynaklarıyla ve üniversiteleriyle birlikte bir bilim üreten merkez haline de gelebilir. Sadece öğrenciyi çekmekle kalmaz bilim insanlarını da çeker. Ve bu şehri pek çok açıdan diğer şehirlere örnek hale getirir AK Parti belediyeciliği.

‘ESKİŞEHİR ÖYLE GELİŞECEK Kİ TANIYAMAYACAKSINIZ’

Bakın iddia ediyorum, AK Parti belediyeciliğiyle beraber bir beş yıl sonra bu şehir öyle gelişecektir ki tanıyamayacaksınız, buna inanıyorum. Bu şehir sonuçta isim yapmış bir şehir; futbol takımı Eskişehirspor’la, Türk Dünyası Kültür Başkentliğiyle, birçok etnik yapıyı kendi içerisinde harmanlamış ve farklılıkların ahengini göstermiş. Aynı zamanda Cumhuriyet şehridir Eskişehir. Yani Cumhuriyetin tüm olanaklarını kendi içerisinde kendine çekebilen bir şehir. Ama son yirmi yıldır bu özelliklerin sığ kaldığını düşünüyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde AK Parti belediyeciliğiyle bu durumun sona ereceğini düşünüyorum.

Söyleşimizin sonuna gelirken Eskişehir’de yaşayan vatandaşlarımıza son olarak ne söylemek istersiniz?

ESKİŞEHİRLİLERE KUCAKLAŞMA ÇAĞRISI

AYŞEN GÜRCAN: Eskişehir kimi seçerse başkanım o olacak. Ben Eskişehir’de yaşayan bir Eskişehirli olarak vatandaşlarımızın bir vekili olarak Eskişehir’imizle ilgili her ne olursa olsun sorunları birlikte çözebileceğimize inanıyorum. Diyalogla bu iletişim kanallarını açık tutmalıyız ve Eskişehirlilere diyorum ki, gelin bu süreci birlikte kucaklayalım. Kimseyi ötekileştirmeden Eskişehirli olmanın özelliğini, gururunu ve şerefini gösterelim inşallah.

saglisolluhaber.com

Yorumlar (0)
10
açık
banner53

Gelişmelerden Haberdar Olun

@