25.11.2021, 14:57

Politikacı ile siyasetçi - 1

Türk Dil Kurumuna göre politikacı/siyasetçi; kelime ismi olarak, “politika ile uğraşan kimse, siyasetçi”,

Yine Türk Dil Kurumuna göre; isim mecaz olarak; “karşısındakinin duygularını okşayarak çıkar sağlayan kimse, siyasetçi”.

Ünlü Alman düşünür, sosyolog, ekonomi politik uzmanı Max Weber’e göre; kocasını idare etmeye çalışan bir kadının da bir tür Politika/siyaset yaptığını söylemiştir.

Türk Dil Kurumunun isim ve mecaz anlamlarını ve  “kocasını idare eden kadın”  şimdilik bir kenarda dursun, ben daha farklı yaklaşımlar ve düşünceleri anlatmaya çalışacağım.

Aslında toplumlarda herkes felsefi anlamda politikacı/siyasetçidir. Şöyle ki; oturduğumuz mahallenin belediye hizmetleri ile ilgili eksiklikler olduğunu saptıyorsunuz, mahalle sakinleri ile bir araya gelip belediye başkanı ile görüşme kararı alıyor ve önerilerinizi anlatmak için görüşmeye gidiyorsunuz, mahallenin sorunlarını anlatıyorsunuz, başkan anlattıklarınızı ciddiye alıyorsa özel kalemine not aldırıyor, çaylar  içildikten sonra, başkan ile fotoğraf çekiliyorsunuz ve sonra uğurlanıyorsunuz. Sonra görüşme ile ilgili süreçleri takip ediyor ve bazı bürokratlara konunun ayrıntılarını anlatıyorsunuz.

Politika/siyaset bilimine göre; işte bu andan itibaren politika/siyaset yapıyorsunuz, dolayısıyla politikacı/siyasetçi oluyorsunuz. Ama çoğu zaman insanlar bu  eylemleri ile politika/siyaset yaptıklarının farkında olmayabiliyorlar.

Günümüzde siyaset  biliminde,  politikacı/siyasetçi; “parti politikasında faal olan bir kişi veya hükûmette herhangi bir görevi elinde bulunduran bir kişi” olarak tanımlanıyor.

Ancak biz, batı ve Türkiye’ye özgü tanımlamalar ile ifade etmeye çalışacağız. Ortadoğu’yu bu değerlendirmeler dışında tutmakta fayda var.

Avrupa’da politikacı/siyasetçi  “en yüce görev”i yapan, bizde ise  “hükümet eden-hükmeden” anlamlarını,  tarihten gelen birikimleri nedeniyle algıladıklarını ve uyguladıklarını gözlemleyebiliyoruz.

Ünlü Alman düşünür, sosyolog, ekonomi politik uzmanı Max Weber’e göre  üç tip siyasetçi vardır; 

1. ARA SIRA SİYASET YAPAN KİŞİLER 

“Kişiler gerektiğinde oy kullanır, politik/siyasi katılım sağlar ama hayatlarının merkezinde politika/siyaset yoktur.”

En son yapılan anketlerde seçmenin  yüzde 35 ini bu kitle oluşturuyor. Bir çok farklı görüşü ifade etmeye çalışan parti bulunmasına rağmen, parti üyeliği veya partiler ile bağı yoktur. Seçim dönemlerinde partilerin yapacağı propaganda çalışmalarından etkilenir ve karar vermeye çalışırlar. Bu kitleyi kendi lehine etkileyen parti yada partiler seçimden kazançlı çıkar.

Türkiye’de genel ve yerel siyasetin belirlenmesinde çok etkili olan kararsız seçmen diyebileceğimiz başka bir kitle de mevcuttur. Yine en son yapılan anketlerde seçmenin yaklaşık %10-20 si halen kararsızdır. Her şeye rağmen bu seçmeni ikna etmek zor iştir, ikna olmaz ise oy kullanmaya bile gitmez.

Genel olarak seçim propaganda çalışmaları bu kararsız kitle üzerine kurulur. Diğer seçmen kitleleri zaten politize dir. Yani her hangi bir parti ile bir şekilde politik bağı vardır, partisi lehine gönüllü ya da gönülsüz oy kullanmaya hazırdır.

Bu kararsız kitle bu gün güncel anketlere göre genelde %10-20 arasında seçime yakın %3 e kadar düşebiliyor. %50+1 Cumhurbaşkanlığı seçim sisteminde %10 büyük bir rakamdır.

Neden kararsızlar diye düşünürsek, temelde ekonomik nedenler başta olmak üzere birçok sebep ile birlikte seçmen profili değişirken siyasi partilerin hep aynı kalması veya toplumdaki ayrışmanın-kutuplaşmanın yarattığı tedirginliğin de etken olduğunu söyleyebiliriz.

Aslında,  seçimlerinin sonucunu ve geleceğimizi kararsızların kararı  ile birlikte  belki de oy kullanmayanların  kararı  belirliyor desek sanırım  yanlış olmaz. Ayrıca kararsızların kararı bile politika/siyaset tir.

2. SİYASETİ İKİNCİL BİR FAALİYET OLARAK YAPANLAR

Alman Max Weber’e göre;

“Asıl olarak başka işleri ve uğraşları olan ama aynı zamanda siyasi üyelikleri bulunan kimselerdir. Örnek; kişinin mesleği, doktorluk ama aynı zamanda bir siyasi partiye de üyedir.”

Günümüz Türkiye’sinde ise artık her meslek grubu, esnaf, tüccar, gazeteci, sanatçı zaman zaman siyaset ile ilgilenir, üye olur, yönetimlerde görev alır, hatta üst düzey görevlere gelebilir. Milletvekili, belediye başkanı gibi. Bunların içinden tutunabilenler kalır devam eder, tutunamayanlar da hiçbir iz bırakamadan unutulur giderler.

3. ASIL MESLEĞİ SİYASET OLANLAR 

Weber bu kişileri ikiye ayırır:

İlki, siyaset için yaşayanlar

“İktidardan haz alırlar ya da hayatlarının amacı olan, bir davanın amacın peşinde koşanlardır. İlgili kişiler, ekonomik olarak bağımsız olmalılar ki rahatlıkla siyaset yapabilsinler” der.

Bizde bu kesim genelde daha rahat kendini ifade edebilen, çıkar odakları ile çok fazla bağı olmadığı için, kendi partisinden atılma pahasına rağmen, kendi partisine bile açıktan eleştiri yapabilen, her türlü alternatif  öneriyi dile getirmekten çekinmeyen yaşam biçimlerinden siyasi görüşlerinden pek taviz vermek istemeyen, gençlik yıllarında toplumsal hareketler içinde bulunmuş politika konusunda deneyim yaşamış, kesim diye adlandırabiliriz.

Romantik ve yürüdüğü yolda yorulmayan, enerjileri hiç bitmeyen politik  savaşçılar da diyebiliriz bu kesime. Bu kesim genelde her şeye muhalif olurlar, meşhur deyimle “çarşı her şeye karşı” sanırım bu kesim ile en uygun söylem.

İkincisi, siyasetten yaşayanlar

Weber’e göre; “Siyasetin sırtından geçinen kişilerdir. Siyasetten ekonomik gelir elde ederler.”

Politika/siyasetin yüz akı olan nadir örneklerini hariç tutarak;

Bizde bu kesim partilerde önemli görevlerde bulunan kimselerdir. Çoğu milletvekili veya belediye başkanıdır. Çok yüksek maaşlar ile bu işleri yaparlar, yani siyasetten geçinirler dersek yanlış olmaz. Maaşlarının, vatandaşın vergi olarak ödedikleri paralardan karşılandığını maalesef hep unuturlar.

Bazılarının da ayrıca kendi özel şirketleri veya işyerleri de olabilir. Bulunduğu görev nedeni ile “bal tutan parmağını yalar” misali kendi özel işlerini de daha da geliştirme ve büyütme fırsatları bulurlar. Deyim yerinde ise “deveyi hamutu ile yutar” bu kesim için en uygun atasözüdür.

Hele bir de, yerel veya genel İktidar partisinde görev alıyorsa, bakan, bakan yardımcısı, başkan, başkan yardımcısı, müdürlük vb. gibi çok üst düzey görevleri vardır. Yine çok yüksek maaşları vardır, çok becerikli oldukları için ve aynı anda birkaç değişik görev yapabildiklerinden dolayı birden fazla maaş aldıklarını basından okuyoruz.

Genel olarak baktığımızda politika/siyaset pek de umurlarında da değildir. Çıkarları bozulduğu an taraf değiştirebilirler.

Yine; politika/siyasetin yüz akı olan nadir örneklerini hariç tutarak;

Siyasetten geçinenler içinde bir de siyaset görevi olmasa da, genel veya yerel siyasetçilere yakın olan bir kesim her zaman vardır. Bunların en büyük becerileri “işini bilen memurlar” ile iyi geçinmeleri ve iyi el öpmeleridir. Bu sayede işlerini geliştirirler, yerel veya genel iktidardan iş alırlar, 100.TL'ye yapılacak işi 500 TL'ye yaptıkları, bu sayede geçinmenin de ötesinde servetine servet kattıkları gözü doymaz kesim diye düşünülür, anılır, yeni nesil zengin diye de adlandırılırlar.

Geldiğimiz noktada batıda politikacı/siyasetçi  “yüce görev” yapan olarak halen kabul görürken, bizde ise “hükümet etmek” in çok ötesinde, “geçim kapısı veya zenginleşmenin bir aracı” olduğu kanısının çok yaygın olduğu düşünülüyor politikacı/siyasetçi için.

Devam edecek...

saglisolluhaber.com

Yorumlar (0)
13
parçalı bulutlu
Gelişmelerden Haberdar Olun
@