23.05.2022, 14:00

Sistem

banner211

İsviçre, Almanya, Avusturya ve İtalya’ya iş seyahati yaptım. İnsanlar basit, sade, huzurlu ve mutlu yaşıyorlar.

Spor, tatil, kültürel faaliyetler, hobiler vs. gibi kişisel aktiviteler yapıyor herkes.

Bir başkası için giyinmiyor, gösteriş peşinde değil, kim ne der derdinde değil, kendi istediği gibi bir hayat tarzını yaşıyor.

Dayatma yok, mevki-makam, zenginlik, fakirlik yok.

Hepsi aynı restoranda yemek yiyebiliyor, sosyal aktivitelerini birlikte yapabiliyor.

Bunları şunun için anlatıyorum: Stres, pahalılık, göç problemi, gerginlik, mutsuzluk, endişe ve korku iklimi olmayınca, insanlar eşit ve huzurlu olabiliyor.

Biz hayatımızı galiba bile bile çekilmez hale getiriyor, bu noktada sınırları zorluyoruz, hep bir statü peşinde koşuyoruz ve bununla üstünlük yaratmaya çalışıyoruz.

Caddelerde insanlar birbirine gülümseyerek selam verebiliyor.

Peki! Biz Allah’ın selamını niye birbirimize rahatça alıp-veremiyoruz?

Nedir bu endişe?

Nedir bu kavga?

Nedir bu hoşgörüsüzlük?

Diyeceksiniz ki aç insan her şeyi yapar.

Nasıl mutlu olacak?

Maalesef denge bozulunca, tekrar kurmak çok zor oluyor, hatta mümkün olmuyor.

Yeni normaller gelişiyor.

İçinde insana dair, huzura dair, mutluluğa dair pek az şey oluyor.

Alplerin eteklerinde her evin bahçesi var ve her bahçede 20-30 inek var.

Yüzlerce çeşit peynir üretiliyor ve fiyatları oldukça katma değer yaratacak seviyede.

Hemen hemen hepsi aile işletmesi.

İnekler bahçede serbestçe ve kendiliğinden otluyorlar.

Süt otomatik olarak sağılıyor, satılacak olan soğuk depoya gidiyor, oradan da süt otomatına bağlanıyor.

Süt almak isteyen, otomata bedelini atıyor, sütünü dolduruyor ve paketli şekilde alıp gidiyor.

Yani üretici ile son kullanıcı direkt irtibatta.

Arada kimse yok.

Alan uygun fiyata alıyor.

Satan iyi fiyata satıyor.

Bu sistemi kim nasıl finanse ediyor diye sorduğumda, yüzde yüz hibe olarak devlet kuruyormuş. İsviçre’nin St. Gallen şehrinde Belediye ve Ticaret Sanayi Odası ile görüştüm. Şu üç ürün milli gelirin büyük bir kısmını oluşturuyor:

1. Nitelikli Tekstil

2. Saat-IT

3. Peynir ve Süt Ürünleri

Yalnız St. Gallen, Çin’le özel bir anlaşma yapmış ve nitelikli tekstilde kullandığı ipeği sıfır gümrük ile ithal ediyor.

İsviçre’nin diğer bölgelerinde normal gümrük vergisi mevcut.

Anlatmak istediğim, süt ve süt ürünleri çok katma değerli ürün haline getiriliyor ve Dünyaya satılıyor.

Mutluluk ve huzur, insanların gelecek endişesi olmadığı yerde oluyor.

Sadelik, basit yaşama, minimalist yaşama yokluktan değil, yaşam tarzının neticesi.

Sistem kurulmuş ve herkes ona kayıtsız şartsız uyuyor.

Yabancı-yerli herkes o sistemin içinde eriyor ve sistem çalışıyor.

Oralarda gözle görülür göçmen hemen hemen hiç yok.

Ara sıra görülen renk farklılıkları ise kayıtlı ve sisteme entegre olmuş.

Bir olaya şahit oldum: İki çok lüks araç, park yerine park etti. İçinden 8-10 Afgan veya Pakistanlı indi. Aracın müzik sesini açıp oynamaya başladılar. İnsanlar ne oluyor diye bakmaya başladı. 5-6 dakika içinde polis aracı geldi ve susturup, rutin kontrollerini yaptı. Sanıyorsam turistler ve yaptıklarını normal diye düşünüyorlardı. Polis müdahale etti.

Yani sistemi asla bozamıyorsunuz, sağını solunu çekiştirmek mümkün değil, anında sistem kendini korumaya alıyor…

saglisolluhaber.com

Yorumlar (0)
17
açık

Gelişmelerden Haberdar Olun

@