04.11.2021, 14:52

Tıp Fakültelerine ‘mavi klinik’ önerisi!

10 gün önce Ankara’da nöbet çıkışı özel arabası ile duran bir kamyona arkadan çarparak hayatını kaybeden Kadın Hastalıkları ve Doğum asistanı Dr. Rümeysa Berin Şen yıllardır çözüm bulunamayan uzun asistan nöbetlerinin gündeme gelmesine neden oldu. Öncelikle 25 yaşında hayatının baharında nöbet çıkışı kaybettiğimiz ve bence görev şehidi sayılması gereken genç meslektaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum. Yıllardır bizim hocalarımız, hocalarımızın hocaları hep aynı yollardan geçip, hayatlarının en güzel yıllarını asistanlık eğitimi sırasında; günaşırı nöbetlerde, izinsiz 36 saat aralıksız süren insanlık dışı nöbetlerde geçirdiler. Ama ne yazık ki ben çektim benden sonrakiler de çeksin mantığı ile bu nöbet zulmü sürdü geldi. 

36 SAAT YORGUNLUK 

Düşünün, örneğin benim de bir zamanlar olduğu gibi cerrahi bilimler asistanları ve özellikle çömez yani yeni asistanlar pansumanları vizitelere yetiştirip, ameliyata girecek hastaları hazırlamak için sabah saat 7.00 en geç 7.30’da hastanede olmak üzere sabahın alaca karanlığında yola düşüp; işleri mesai saatine yetiştiriyor kâh ameliyata, kâh polikliniğe veya servise gidip akşam mesai bitim saati olan 17.00’ye kadar çalışıp, 17.00’den itibaren nöbete devam ediyorlar ve hafta içi ise nöbet sabahı izin olmaksızın saat 17.00’ye kadar görevlerine devam ediyorlar. Yani 34 saat, büyük şehirlerde evlerine gidiş geliş zamanlarını da sayarsak 36 saatlik bir yorgunluk, insan doğası üstü bir çalışma ortamında çoğu zaman sabahlara kadar süren ameliyatlarda veya durumu kötüleşen bir hasta başında her an tetikte bekleyerek uykusuz nöbetlerle günlerini geçiriyorlar. 

HEM FİZİKSEL HEM RUHSAL SAĞLIĞIMIZ TEHLİKEDE 

Ben de 1990 yılında 29 yaşında uzmanlık eğitimime başladığım günden itibaren günaşırı izinsiz nöbetlere başladım. İlk 2 yılı ayda 15 nöbet olmak üzere yaklaşık 6 yıllık asistanlığım sırasında toplam 550 civarında nöbet tuttum. İnanın oğlumun nasıl büyüdüğünü anlayamadım. Evimde olduğumda bazen yorgunluktan otururken uyuduğum bile oluyor, dinlenemeden yine nöbete gidiyordum. 2 yılın sonunda ayda 13 nöbete düştüğümdeki sevinci şu an bile hatırlıyorum, çünkü 13 nöbet olduğunda bir hafta sonu nöbet olmaksızın boşa çıkılmış oluyordu ve o hafta sonu kendimi ailemle birlikte il dışına, en azından köyümüze atıyordum. Hatta bir bayram günü nöbetten çıkıp yangından kaçar gibi hemen arabama binmiş, o zamanki yol koşullarında 4 saat 10 dakikada Eskişehir’den İzmir’e 2-3 günlüğüne ailemin yanına gitmiştim. Halbuki tıpta ve diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin 11. Maddesinde "Uzmanlık öğrencilerinin nöbet uygulaması üç günde birden daha sık olmayacak şekilde düzenlenir" şeklinde bir ibare vardır ama hiç bir Tıp Fakültesi ve Eğitim Hastanesi Klinikleri buna uymamaktadır. Ayrıca Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 41. Maddesinde "Gece nöbeti tutanlara ertesi gün görev verilmez" denmektedir. Başta da değindiğim gibi bu durum kendi kendimize eziyetten başka bir şey değil. İnsan sağlığıyla uğraşanların birbirine eziyet edip hem kendi fiziksel ve ruhsal sağlıklarını tehlikeye atmaları hem de hizmet verdikleri hastalarının sağlığını uykusuz, yorgun müdahaleler ile riske etmeleri kabul edilecek bir durum değildir. 

TTB’DEN UYARI 

Ülkemiz hekimlerinin en büyük örgütü, en büyük gücü Türk Tabipleri Birliği (TTB) bu konuyu Asistan Hekimler Koluyla yıllardır dillendirmekte olup en son Tıp Fakültelerine uyarı tarzında bir yazı göndermiş “İnsan sağlığını önceleyen, kişilerin sağlığının hekimlerin sağlığına bağlı olduğu sağlık hizmetlerinde meslektaşlarımızın fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halleri görmezden gelinemez; sağlıklarını bozan tutum ve uygulamalara göz yumulamaz” denmiş ve TTB’nin tıbbi deontoloji ve mesleki etik ilkelerine aykırı hallerde gerekli disiplin soruşturmalarını yapabileceğine de dikkat çekilmiştir.

Bence bu yazıya olumlu yanıt veren Tıp Fakülteleri, TTB tarafından kamuoyuyla paylaşılmalı, aynı denizlerimizdeki mavi plaj uygulamalarında olduğu gibi bu fakültelerin klinikleri “Mavi Klinik” olarak ilan edilmelidir. Bu şekilde ayda en fazla 10 asistan nöbetini ve nöbet sonrası iznini kabul eden ve uygulamaya başlayan kliniklere TUS’ta (Tıpta Uzmanlık Sınavı) daha fazla başvuru yapılacağına, dolayısıyla giriş puanlarının yükselerek hem kalitenin yükseleceğine ve hem de hastalar açısından daha sağlıklı hizmet alınabileceği öngörülerek birer çekim merkezi haline geleceklerine inanıyorum.

Ölümüyle yılların 36 saatlik nöbet sorununun hem meslektaşları hem de dolaylı olarak hastaları açısından olumlu olarak çözülmesiyle Dr. Rümeysa Berin Şen de yattığı yerde rahat uyuyacaktır.

saglisolluhaber.com

Yorumlar (1)
Azmi Durğun 3 hafta önce
Ben de TSK emeklisi olarak nöbetlerele ilgili sizi çok iyi anlıyorum
Dr Rumeysa Şen mekanı cennet olsun
Genç doktorlarımıza kolaylıklar diliyorum
Umarım dediğiniz gibi sonuçlanır
13
parçalı bulutlu
Gelişmelerden Haberdar Olun
@